FOLLOW US

SEARCH SITE BY TYPING (ESC TO CLOSE)

Skip to Content

Sıkça Sorulan Sorular

KALİTELİ BİR SIZMA ZEYTİNYAĞI NASIL ANLAŞILIR ?

Bu konuda uzman veya laboratuvar çalışanı değilseniz zeytinyağının natürel sızma olup olmadığını anlamanız hiç de kolay olmayacaktır. Natürel Sızma zeytinyağını kokladığınızda biçilmiş çimen, çağla badem, yeşil elma, yeşil domates, olgunlaşmamış muz kabuğu, enginar, bezelye kokularını andıran kokular alıyorsanız, parfüm gibi size çekici geliyorsa, bu koku sizi mutlu hissettiriyorsa ve itici gelmiyorsa, Sızma zeytinyağından bir yudum ağzınıza alıp dilinizin ve damağınız üzerinde gezdirdiğinizde bir burukluk, olmamış yeşil zeytin, acı badem veya elma çekirdeği acılığı dilinizin yan bölgelerinde hissediliyorsa, Boğazınızda karabiber acılığı gibi bir yanma oluyor ve bu yakıcılık yemek borunuza doğru inmiyor ise doğru sızma zeytinyağını bulmuş sayılırız.

Ancak, Aldığımız ürüne baktığımızda kötü ve ağır bir koku sizi rahatsız ediyorsa, bir yudum aldığınızda çok tatlıysa veya meyve acılığı (yeşil zeytini koparıp yediğinizde oluşan bir acılıktır) gelmiyorsa, boğazınızdan aşağı yemek borusuna doğru bir yanma hissediyorsanız ve yemeklerden sonra mide yanması oluyorsa, aldığımız ürün sızma zeytinyağı olmayabilir. Natürel Sızma Zeytinyağı demek; zeytin meyvesinden elde edilen yağın kimyasal ve duyusal değerlerinin gıda kodeksi şartlarına uygun olması demektir. Yoksa aldığımız zeytinyağının işleme şeklinin taşbaskı veya taş değirmenden geçmiş olması, çuvaldan sızması, mengeneden süzülmesi gibi işlemlerden geçmiş olması natürel sızma zeytinyağı olduğunu belirlemez. Zeytinyağının rengine bakarak kalitesi anlaşılmaz. Aldığımız Natürel Sızma Zeytinyağı kimyasal ve duyusal analizlerden geçmiş ve damak zevkimize uyuyor olması iyi ve kaliteli zeytinyağını bulduğumuz anlamına gelir.

OLUMLU ÖZELLİKLER

Meyvemsilik: Yağın çeşidine göre zeytin meyvesinin hoş kokusunu, yağın karakteristiğini, yeşil ya da olgun, sağlıklı ve taze meyveden elde edildiğini hissettirmesi veya anımsatması. Yağ yeşil zeytinden elde edilmiş ise alınan koku yeşil meyveyi anımsatır. Yağ olgun zeytinden elde edilmiş ise alınan koku yeşil ve olgun meyveyi birlikte anımsatır. Acılık: Yeşil zeytinden veya renk dönümü aşamasındaki pembe zeytinlerden üretilmiş yağın belirgin tadıdır. Dilin ” V ” bölgesindeki tat alma tomurcukları (dilin arkasında bulunan acı reseptörleri) ile bulunur. Yakıcılık: Yağın duyu karakteristiği olan yakma hissi, çoğunlukla mevsimin başlangıcında henüz yeşil olan zeytinlerden üretilen yağlarda hissedilir. Bu his, ağız boyunca algılanabilir, özellikle boğazda (yutak) hissedilir.

OLUMSUZ ÖZELLİKLER

Kokmuş, Çamursu: Çuvallarla ya da yığın olarak saklanan veya depolanan zeytinlerden üretilen yağların, anaerobik (oksijensiz yaşayabilen) bakteriler tarafından fermantasyonunun sonucu ileri safhalarındaki zeytinlerden üretilen yağların ve yer altı tanklarından ya da fıçıların altında biriken tortu ile temasta bırakılan yağların ve anaerobik fermantasyona uğramış yağların karakteristik kusurlu kokusu ve tadıdır. Küf Kokulu Nemli: Nemli koşullarda birkaç gün boyunca depolamanın sonucu olarak yoğun mantarların ve mayaların üremiş ve gelişmiş olduğu meyvelerden üretilen yağın karakteristik kusurlu koku ve tadıdır. Şarabımsı, Sirkemsi: Bazı yağların şarap veya sirkeyi anımsatan karakteristik tadı. Bu kusurlu tat, esas olarak zeytinlerdeki, asetik asit, etil asetat ve etanol oluşumuna yol açan bir fermantasyon sürecinden ileri gelmektedir. Bu tat veya koku, zeytinlerden veya zeytin hamurunun bastırılmasında kullanılan hasırların iyi temizlenmemesi nedeniyle elde edilen yağın aerobic fermantasyonundan kaynaklanır. Metalik: Metali anımsatan tat. Bu, ezme, karıştırma, presleme veya saklama esnasında uygun olmayan metalik yüzeylerle uzun süreli temasta bulunmuş yağın karakteristik kusurlu özelliğidir.

Çürük, Bayat: Şiddetli bir oksidasyon (hava ile temas) sürecine maruz kalan yağın karakteristik kokusudur.
Isıtılmış veya Yanmış: Isıtma prosesi esnasında yüksek ısıya tabi tutulmak ve/veya ısıtma süresinin uzaması sonucu oluşan karakteristik kusurlu tat. Bu kusurlu tat özellikle uygunsuz koşullarda hamurun ısıl işlemi sonucu oluşur.
Samansı, Odunsu: Kurumuş zeytinlerden üretilmiş yağların karakteristik tadı.
Makine Yağı: Yağın, mazot, gres veya madeni yağı anımsatan tadı ve kokusu.
Karasu: Yağın, karasu ile uzun süreli temas sonucu fermente olmasından dolayı edindiği kusurlu tat ve koku.
Salamura: Salamura zeytinlerden sıkılmış yağın kusurlu tadı ve kokusu.
Topraklı, Topraksı: Üzerlerinde toprak veya çamurla toplanmış ve yıkanmamış olan zeytinlerden elde edilmiş yağın kusurlu tadı.
Islak Tahta: Ağaçta donmuş zeytinlerden elde edilmiş yağın kusurlu tadı.

SIZMA ZEYTİNYAĞI ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ VE NASIL SAKLAMALIYIZ

1- Satın alacağımız ürün mutlaka koyu renkli cam şişede olmalıdır. Şeffaf cam şişelerde ve özellikle pet ambalajlı ürünlerden uzak durmalıyız. Son yıllarda yapılan araştırmalarda sızma zeytinyağının pet ambalajları birleştirici özellik taşıyan kimyasalları çözdüğü, bu kimyasalların sızma zeytinyağına geçtiği ve insan sağlığına zararlı olduğu bildirilmiştir. Ayrıca şeffaf cam şişelerden ışık geçerek sızma zeytinyağının içerisinde bulunan klorofili parçalayarak bozulmasına sebep olur.
2- Satın alacağınız ürün ambalajının kapağının mutlaka contalı ve vidalı olmasına dikkat ediniz, mantar kapaklı ambalajları almayınız. Mantar kapaklı şişeler hava alır ve içerisine hava (oksijen) giren sızma zeytinyağı oksidasyona uğrayarak bozulur.
3- Satın alacağınız ürünün rengine bakıp karar vermeyiniz, yağın rengi kaliteyi belirlemediği gibi, yağda çözünebilen klorofil eklenmiş veya gıda boyası kullanılan yağlar sizi yanıltabilir.
4- Satın alacağınız ürün market raflarında direk olarak güneş ışığını görüyorsa tercih etmeyiniz, güneş ışığı gören sızma zeytinyağları çok çabuk oksidasyona uğrayarak bozulur ve kötü kokar.
5- Satın alacağınız ürünün etiketini okumadan almayınız, sızma zeytinyağının üretim yada hasat yılı, dolum tarihi, son kullanma tarihi, coğrafi işaretini, elde edildiği zeytin çeşidini ve bölgesini etiket üzerinde arayınız.
6- Unutmayınız ki sızma zeytinyağı taze tüketilmelidir, bekledikçe bozulur ve nefaseti ile sağlığa yararlı fenolik bileşenleri kaybolur. Her sezon yeni sızma zeytinyağı alınız, çeşitlere göre sızma zeytinyağları çok özel saklama koşullarında bile ilk günkü özelliklerini yitirebilirler.
7- Sızma zeytinyağı +4 C derecenin altında donabilir, farklı çeşitlere ait sızma zeytinyağları fenolik bileşenlerinden dolayı daha geç donabilir, sızma zeytinyağının donması saflık kriteri olarak kabul edilmez.
8- Satın alacağınız ürünün ambalajını tüketim miktarınıza göre belirleyiniz, çok kısa sürede tüketmeyecekseniz küçük ambalajları (250 ml 500 ml 750 ml 1000 ml ) ambalajları tercih ediniz, fiyatı ucuz diye 5 lt ambalajları satın almayınız, büyük ambalajları kullanırken rahat akması için tenekelere ikinci bir hava deliği açmayınız. Eğer imkan var ise evinizde bulunduracağınız beş adet 1 lt koyu renkli cam ambalajlara bölerek kullanabilirsiniz
9- Satın aldığınız ürünü karanlık, serin ve rutubetsiz bir ortamda saklayınız, mutfak içerisinde tezgah altlarında sabun deterjan vb. ürünlerin yanına koymayınız. Sızma zeytinyağı kokuları çok çabuk bünyesine alır ve hapseder, saklama sıcaklığı 15C – 22C derece arasında olmalıdır.
10- Satın alacağınız ürünün etiketi ve ambalajını kontrol ediniz, delinmiş ve sızdırmış ambalajlı ürünleri satın almayınız.
11- Sızma zeytinyağına zarar veren unsurlar; Işık, Hava(Oksijen), Sıcaklık, Su veya nemdir.

ALMIŞ OLDUĞUNUZ ÜRÜNÜ BU UNSURLARDAN KORUYARAK TÜKETİNİZ

1- Sızma zeytinyağı çok taze meyve kokuları çağrıştırmalıdır, bilinenin aksine saf sızma zeytinyağı ile yapılan yemekler ağır olmaz, kokmaz. Bayat, posalı ve tağşiş yapılmış yağlar ağır kokar.
2- Yemeklerinizi pişirmeye başlarken bir kaşık zeytinyağı ile başlayınız, pişen yemeği ocaktan aldıktan sonra ılımaya bırakınız, yemek ılıdıktan sonra kalan miktar sızma zeytinyağını dökünüz. Özellikle yaprak sarmalar ve dolmalarda bu yöntemi tercih ettiğinizde yemeklerinizin çok daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.
3- Markası ve etiketi olan ürünler tarım ve köy işleri bakanlığının gıda kontrol laboratuvarlarında düzenli olarak kontrol edilmekte ve analizleri yapılmaktadır. Ürün bozuk çıktığınızda karşınızda muhatap bulabilirsiniz
4- Ancak yol kenarlarında, Pazar yerlerinde satılan, ya da köyde yaşayan akrabalarınızın tanıdıkları vasıtası ile gelen pet şişelerde ki zeytinyağlarından uzak durmanızda sağlığınız açısından fayda bulunmaktadır. Bu yağların denetimleri yapılamadığı gibi hijyenik olmayan ambalajlara konulmuş içerisinde kime ait olduğu ve ne olduğu belli olmayan ürünlerle karşılaşmanız kaçınılmaz olacak ve şikayet edecek, derdinizi anlatacak muhatap bulamayacaksınız.

ZEYTİNYAĞININ FAYDALARI

Zeytinyağı nedir, zeytinyağı neye iyi gelir, zeytinyağından neler yapılır zeytinyağı hangi hastalıklara iyi gelir, zeytinyağının vücuda etkileri nelerdir gibi soruların cevaplarını aşağıdaki yazıda detaylı bir şekilde bulabilirsiniz…Yağlar, insan hücreleri ve dokular için yaşamsaldır. İnsan vücudunun canlılığını sürdürebilmesi için gerekli olan enerjinin büyük bir kısmı, yağlar tarafından karşılanır. Yağlar, hücre içi organelleri, hücre membranı ve sinir hücreleri için gereklidirler. Vücutta yağ, dokuda depolanır ve gerektiğinde enerji için kullanılır. A, D, E, K gibi bazı vitaminler, yağda erirler. Bu vitaminlerin kana karışabilmesi için, vücutta belli oranda yağ gereklidir.

ZEYTİNYAĞINDAN ANTİBİYOTİK

Zeytinyağındaki “fenol” adlı bileşeni, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucudur. Fenol, en fazla saf zeytinyağlarında bulunur. Yapılan araştırmalarda, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğu tespit edildi. Busekoiridoidler, yeni antibiyotikler geliştirilmesinde önemli bir kaynak olabilecektir. Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller; insan hayatı için önemli olan antioksidan, serbest radikal antagonizmve antimikrobiyal aktivite göstermektedir.

FENOLİK BİLEŞENLERİN FAYDALARI

-Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyileştirici.
-Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı, –Lipit peroksidasyonu önleyici,
-Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önleyici ve miktarını düşürücü,
–Kardiyovasküler kalp hastalıklarını önleyici,
-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik (pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engelleyici,
–Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önleyip ve serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirici.
-İltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu, -Zeytinyağındaki, hidroksitirosolun, insan eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı koruyucu etkisi.
HYDROXYTYROSOLÜN FAYDALARI Antimikrobiyel ve antikanserojen aktivite, Damar genişletici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etki, Serbest ve süperoksit radikalleri yok edici, Eritrositlerin oksidatif zarar görmesini azaltıcı, DNA hasarını ve LDL oksidasyonunu önleyici, Tromboksan seviyesine yardımcı, Menopoz sonrası kadınlarda kolesterolün yükselmesini engelleyici, ve kolesterolü yüksek kişilerde LDL peroksidasyonunu azaltıcı, Apoptosisi teşvik edici ve tümör hücrelerinin çoğalmasını önleyici etkilerdir. Zeytinyağı, Omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Bu oranlardaki dengesizlik, hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesine neden olur. Düzenli kullanıldığında zeytinyağının, kalbe, diyabete, aşırı şişmanlığa, hücre yaşlanmasına, safra kesesi taşlarına, hatta bazı kanserlere karşı korunma sağladığını biliyoruz.

KALP ÜZERİNDE ETKİLERİ

FDA, günde 2 çorba kaşığı zeytinyağı yemenin, koroner kalp rahatsızlığı(CHD) riskini azalttığını duyurdu. Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettir. Zeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar hastalıklarının oluşum riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrar oluşumunu engellemesidir.Zeytinyağı, içerdiği selenyum sebebi ile özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser için faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı en etkili ilaçlardan biridir.Zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin kalp krizi riski, zeytinyağını nadir tüketenlerle karşılaştırıldığında, %82düşüklük göstermektedir. Yüksek miktarda mono-doymamış yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına sahipler. Mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette zeytinyağıdır.Zeytinyağında bulunan anti-oksidan madde, kalp krizi ve kalp çarpıntısına karşı en büyük koruyucu özellik gösterir. Söz konusu DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazla kırmızı kan hücrelerini zarardan korur. Rafine edilirken ya da ısıtılırken pek çok yağ asidinin kimyasal yapısı değişir. Bunların, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında çok büyük etkileri vardır. Natürel sızma zeytinyağı ise, bu riski taşımamaktadır. Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini de sağlar.Zeytinyağı tüketimi, LDL oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL’den kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok çeşitli işlevlerini yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan kolesterolü götürmekle görevlidirler. Bununla birlikte serbest radikal fazlası olduğunda, LDL lipoproteinleri oksitlenir ve her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar duvarlarının hücrelerinde yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar.Ne var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL’lerin, oksidasyona karşı normalden daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının; kandaki LDL kolesterolünü azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir. (Yüksek LDL kolesterolü seviyesine bağlı olarak yükselen kolesterol seviyesinin ateroskle**tik kalp hastalığında nedensel rol oynadığı kuşkusuzdur. Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastalığı vakalarındaki düşüşün total veya LDL kolesteroldeki düşüş ile beraber olduğunu göstermektedir.)– Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük HDL kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması koroner riski artırmazken, yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL’nin yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL seviyesine rağmen koroner riski yüksektir. Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin LDL-HDL oranını, düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asidinden (ÇDYA) zengin diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür.Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA’ların başında gelirken, mistrik asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında, hindistan cevizinin yağında bulunmaktadır. Son ikisi aynı zamanda çok yüksek oranlarda laurik asitte içerirler. Bu üç yağlardan hangisinin kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala tartışma konusudur. Her üçünün de LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan çalışmalarda gözlenmiştir. DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır. Zeytinyağı sağlıklı lipit düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur. Diyetteki başlıca tekli doymamış yağ asidi oleik asittir. Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ asididir. Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle HDL seviyesinde de düşüşe neden olur. Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kalp ve karaciğer hastaları, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilebilir.

ZEYTİNYAĞI: HİPERTANSİYONDA YARARLI

Düzenli zeytinyağı tüketimi arteryal kan basıncını düşürüyor ve kontrol altında tutuyor. İtalyan erkeklerinin oleik asit seviyeleri yüksek ve kan basıncının düşük olduğu bulunmuştur. Ekstra virgin zeytinyağı, anti-hipertensif ilaç tedavilerine gereksinimi önemli derecede azaltmaktadır. Zeytinyağı günlük tüketimde en az 4 hafta kullanıldığında, iskemik kalp hastalığı riskini düşürür. Zeytinyağı günlük 2/3 çorba kaşığı alındığında, büyük tansiyon 5 mm Hg, küçük tansiyon ise 4 mm Hg düşer. Halk tabiri ile 0,5 ve 0,4 düşer. Yani 12,5 ve 8,4 ise, 12 ve 8 olur. Sarımsaklı zeytinyağı: Astım, damar sertliği, yüksek tansiyonda kullanılır.

ZEYTİNYAĞI TROMBOZA KARŞI

Zeytinyağı, düzenli tüketildiğinde, kanın viskozitesini azaltarak dolaşımını kolaylaştırdığı için, kalp ve damarlarda kan pıhtılaşması riskini hafiflettiği biliniyor. Doymuş yağ asitleri, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerine göre eritrositlerin topaklanmasına daha çok neden olurlar. Bu da trombozun ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Zeytinyağı, yükselmiş fibrinojen seviyelerini düşürür. Kan hücrelerinin kümeleşmesinde rol oynayan faktörlere karşı etki göstererek, kan damarlarında pıhtılaşma riskini azaltır. ZEYTİNYAĞI VE TRİGLİSERİT Trigliseritleri düşürmek için, glusidleri(nişasta şekerli gıdalar- iyi glusidler: düşük kan şekeri endeksine sahip olanlar) düşürüp, tekli doymamış olmaları koşuluyla yağları artırmak daha iyi bir yoldur.

ZEYTİNYAĞI: ANTİOKSİDANDIR

Zeytinyağının içeriğindeki polifenoller güçlü antioksidanlardır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıdaantioksidan madde içeren zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir. Zeytinyağı, sağlık genini uyarır, sağlıklı ve uzun yaşamı sağlar. Zeytinyağı tüketiminin, oksidatif stresten acı çeken insanların yaşam kalitesini artırmaktadır.Vitamin deposu olan zeytinyağının içerdiği K vitamininin, karaciğer, damar çeperleri, alyuvarlar, adaleler ve beyin gibi önemli dokular üzerinde koruyucu etkisi olduğu biliniyor.Zeytinyağının etkilerinden yararlanabilmek için, düzenli olarak günde 20-30 gram (2 çorba kaşığı) zeytinyağıtüketilmelidir.

ZEYTİNYAĞININ: SİNİR SİSTEMİ VE BEYİNDEKİ ETKİLERİ

Zeytinyağı, yaşlanmanın hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir. Osteoporozu ve Alzheimerdeki hafıza kaybını önlemeye yardımcı olur.Zeytinyağında bulunana linoleik asit, prostaglandin denilen ve insan hücrelerinde bulunan, vücudun kendini yenilemesinde önemli yeri olan maddenin üretimini sağlar. Özellikle sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar. Sürekli alınması gereken bir yağ asididir. Ve bunun için de zeytinyağı, en iyi kaynaktır. Zeytinyağı, hamilelikte, bebeğin hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etkiye sahiptir. – Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.

ZEYTİNYAĞI: KANSERLE MÜCADELE EDİYOR

Zeytinyağı, kanserle ilişkilendirilen serbest radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi bir kaynaktır. Oksidasyon, bazı kanserlerin sorumlusudur. Antioksidan bileşikler, serbest radikalleri bağlarlar veperoksidasyona karşı koruma sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında bulunan, alfalinolenik asitleri (Omega 3) düzenli kullanıldığı takdirde bazı kanser türlerine karşı, korunma sağlamaktadır. Zeytinyağında bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilerek hücreleri kansere karşı koruyor. Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis ve karaciğerinden çıkarılan squalene maddesi, dünyanın en önemli kanser ilacının yapımında kullanılmaktadır. Squalenen, en çok geleneksel yöntemlerle çıkarılmış %2oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalenealmış olur. Squalene maddesi, tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir. Bağırsak Kanserleri: Zeytinyağının yapısında bulunan mono-doymamış yağ asitleri, sindirim kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan, safra asitlerinin üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil, bağırsaklarda sindirilmektedir. Zeytinyağı, bağırsak boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini önlemeye yardımcı olur. Barsak mukusu üzerindeki koruyucu etkisi nedeniyle, zeytinyağı tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük orandadır. Hatta kolon kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirtilmiştir.Zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan ikincil öd asidi üzerindeki etkisi, vücudu barsak kanserine ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı korumaktadır.Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıp ve bağırsaklardaki hücre yenilenmesini düzenlediği düşünülen yararlı enzim miktarını artırmaktadır.Safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığı ve ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştırmaktadır.Meme Kanseri: Günde bir çorba kaşığı zeytinyağı almanın, aynı anda başka yağlı maddeleri azaltmak koşuluyla, meme kanseri riskini % 45 oranında düşürdüğü tespit edildi.Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre veyemek borusu tümörleri gibi. Oleik asit, meme kanserinin tetikleyicilerinden olan Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen genin harekete geçmesini engellemektedir. Meme kanseri hastalarının %30’unda, bu genin aktif olarak rol oynamaktadır.Sızma zeytinyağında, anti-kanser kimyasalları tespit eden araştırmacılarda, bu kimyasalların, göğüs kanser riskini azalttığını belirtiyorlar. Polifenol, göğüs kanseri geni HER2’yi engelliyor.Bilim adamları oleik asidin en fazla zeytinyağında bulunduğunu, bu nedenle tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çekiyorlar.Rahim Kanseri: Ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30 oranında rahim kanseri riskinin azaldığı yapılan araştırmalarla görüldü.Prostat Kanseri: Zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan ß-sitosterol’ün, prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olmaktadır. ß-sitosterol’ü, hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirip, hücre büyümesini kontrolsüz hale gelmeden kanseri engellenebilecektir.Deri Kanseri: Skualen, deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getirir. Güneşlendikten sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel zeytinyağı, tümör oluşum riskini azalttığı için deri kanserine karşı koruyucu etki sağlamaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir.Keratin proteini, oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.

ZEYTİNYAĞI VE AIDS HASTALIĞI

Zeytinyağı, AIDS hastalığının nedeni olan HIV mikrobuna karşı savaşmaktadır. Enfeksiyonun tüm vücuda yayılmasını engeller. Granada’daki bilim adamları yaptıkları çalışmada, zeytinyağı kullanımının, AIDS mikrobu olan HIV’in yayılmasını %80 seviyesinde azalttığını gösterdiler.

MİDE VE SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ

Zeytinyağı, mide tarafından en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay yağ olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da kolaylaştırır. Zeytinyağı gastrik hareketliliği azaltır.Zeytinyağının, mide iç zarını koruyarak, ülser gelişimini engeller. Sindirim ve emilim sistemi bozuklukları, barsak hastalıklarını önler. Sıcak ve soğuk tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar, gastrit ve ülsere karşı koruyucudur.Zeytinyağında bulunan polifenoller, Helicobacter pylori bakterisinin neden olduğu enfeksiyonu önlemektedir.Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda yeşil çay, kızılcık şurubu ve bazı diğer doğal besinlerin, H.pylori’nin gelişmesini inhibe ettiğini gösterdi. Midenin asidik ortamında yaşayabilen bu bakterinin, peptik ülser ve gastriteneden olduğu bilinmektedir.Zeytinyağında bulunan polifenollerin yarısı, gastrik sıvının su fazına difüze olabiliyor ve bu fenoller, en yüksekanti-H. pylori aktivitesi gösteriyor.Bütün yemeklerde sadece natürel sızma zeytinyağı kullanan hastalarda, ülser yaralarının kapanma oranının % 55 olduğu saptamıştır.Sabah aç karnına, sindirimi kolaylaştırmak, mide yanması ve gaz problemlerine, iştahsızlığa karşı mideyi güçlendirmek için, bir çorba kaşığı sızma zeytinyağı içilmelidir.Kuru incir ve zeytin, mide ağrılarına, hatta ülsere karşı şifadır: Kırk tane kuru incir, ortadan yarılarak bir kavanoz içine konur. Üzerlerini kapatacak şekilde sızma yağı dökülür. İncir zeytinyağının içinde kırk gün bekletilir. Sonra, her sabah aç karnına, kavanoz bitinceye kadar bir incir alınıp yenilir.–Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilmeli.

ZEYTİNYAĞI DOĞAL MÜSHİLDİR

Zeytinyağı, incebağırsağı çalıştırıp kolesistokinin salgısını artırarak, kabızlığı önler. Zeytinyağı, katı yiyeceklerin sindirimini ve bağırsaklardan geçişini kolaylaştırır. Zeytinyağının barındırdığı bitkisel müshil, vücudun sindirim sistemini korur ve doğal bir müshil gibi çalışır. Bunun için, sızma zeytinyağı, tek başına ya da biraz limon suyu ile de karıştırıp alınabilinir. Bir çorba kaşığı zeytinyağı ile orta büyüklükte bir limonun suyu karıştırarak, her sabah aç karnına içilir. Zeytinyağı, iyi bir laksatiftir. Sürekli kabızlık çekenlerin, sabahları aç karnına bir bardak suyla, 2 kaşık zeytinyağı almaları gerekir. Dövülerek, içine zeytinyağı karıştırılmış incir; mide ve bağırsakları temizlemek için yenilen bir çeşit sağlık reçetesidir. Zeytinyağı Fitili; Kalın bağırsağı temizlemede etkilidir.Bağırsak kurtlarını düşürmesinde, karın ağrısında; sıcak su ile içilmesi iyi gelir.

SAFRA KESESİ TAŞINA ETKİSİ

Zeytinyağı, yararlı etkilerini yağların sindirimini tetikleyen öd salgısının aktivitesine borçludur. Zeytinyağı, karaciğer ve safra kesesi fonksiyonunu uyararak safrayı arttırır. Zeytinyağının hepato-biliyer(karaciğer ve safra kesesi) sistemi üzerindeki etkilerinden biri, optimal safra salgısı emilimini sağlaması ve safra kesesini tamamen boşaltmasıdır. Karaciğerde safra tuzlarının sentezlenmesini uyarmasının yanı sıra, kolesterol atılım miktarını da çoğaltır. Sarılıkta çok faydalıdır, karaciğer ağrılarını giderir.Zeytinyağı yenildikten sonra salgılanan kolesistokin, safra kesesi kasılmasını uyarıp, safra kanalının bağırsaktaki ağzı olan oddi büzücü kasın, daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Bu da, safra kesesi tembelliği, safra taşı oluşumu ve sindirim güçlüğü gibi sorunları ortadan kaldırır. Safra da, ince bağırsağa geçer geçmez lipitlerin ince bağırsak mukozasından emilecek şekilde parçalanmasını sağlar.Düzenli olarak zeytinyağı tüketilmesi, böbrek ya da safra taşlarının oluşmasını önlemektedir. Heaton, safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Safra kesesi tıkanıklığında ve taşında; sabahları aç karnına 50-100 gr. zeytinyağı alınır ve tedaviye 1 hafta devam edilir.Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve barsakları rahatlayacaktır.

SAFRA-BÖBREK SİFONU TEDAVİSİ:

Zeytinyağını elma suyu, epsom tuzu(magnezyum sülfat) ve limon suyu ile karıştırıp içilir.Kan şekerini, pankreas tarafından salgılanan, insülin düzenler. Zeytinyağının içerdiği, oleik asit, pankreas enzimlerinin çalışmasını uyarır. Tekli doymamış yağ asitlerinin, kan şekerini düşürücü bir etkisinin olduğu, pek çok çalışmayla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının diyabetli hastalarda kandaki şeker oranını %12 oranında azalttığı tespit edilmiştir.Çoklu doymamış yağlarda(Omega 6), şeker hastalığına karşı mücadelede koruyucu etki gösterir. Kandaki insülin oranının düşmesini kolaylaştırır.Zeytinyağı, insülin direncini engeller ve kandaki glikozun daha iyi kontrolünü, tedavinin daha etkili olmasını sağlar.Zeytinyağı, diyabet hastalarında kalp hastalıkları riskini önlüyor. OBEZİTE VE ZEYTİNYAĞIPek çok çalışma, zeytinyağının şişmanlama üzerinde dolaylı olumlu etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Oleik asit kandaki şekeri düşürür, böylece fazla insülini azaltarak, insüline karşı hassasiyeti düzene sokar. Zeytinyağı, aşırı şişmanların metabolizmasındaki bozuklukların azaltılmasında da yarar sağlar. Ayrıca daha uzun süreli kilo kaybına neden olur ve kiloyu korumak daha kolaydır.Yapılan bir çalışmada, obez deneklerin Akdeniz tipi beslenme sayesinde önemli ölçüde kilo verdikleri, tansiyonlarının normale döndüğü, şeker, kolesterol ve trigliserit oranlarının düzeldiği ifade edildi.

MENAPOZ

Zeytinyağında bulunan, östronlar; östrojen hormonudur. Zeytinyağının, östrojen hormonlarının takviyesi yönünden, menopoz dönemindeki kadınlar için de önemli olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışmalar vardır. BÖBREKLER Zeytinyağı, böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır.Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri, böbrek taşı oluşum riskini azaltır. Böbreklerin ıslahında, taşları düşürmede, sıcak su ile içilmesi iyi gelir

ZEYTİNYAĞININ: BÜYÜMEYE ETKİLERİ

Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin, sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Zeytinyağı, bu açıdan da vazgeçilmez bir besindir. Çünkü zeytinyağı, çocuk gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, anne sütüne eş miktarda içerir. Zeytinyağında bulunan oleik asit, annesini emerek beslenen bebeğin sinir dokularının gelişimi açısından çok faydalıdır.Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadar doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır. Zeytinyağı, aslında oldukça düşük miktarda esansiyel yağ asitleri temin eder, fakat linoleik/linolenik oranı anne sütünde bulunana benzerdir.Çoklu doymamış yağların yeterince alınmaması, çocukların beyin hücrelerinin zarlarında bozukluklara, sonucunda da öğrenme güçlüğü ve davranış bozukluğuna neden olabilir. Sinirlerde akışkanlık için gereken enzimlerde eksilmeye, retinada rahatsızlıklara, hücrelerin bazı toksinlere olan dirençlerinde düşüşe yol açabilir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Çocukları raşitizmden korur.Günde birkaç damla zeytinyağı, bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.

KEMİK GELİŞİMİNE YARDIMCI OLUR

Zeytinyağının içerdiği, A, D, E ve K vitaminleri, çocukların ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı olması, kalsiyumu sabitleyerek kemikleri güçlendirmesi bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca, kemik mineralizasyonunu harekete geçirerek kalsiyum kaybını engeller.Zeytinyağı, kemik oluşumunu olumlu yönde etkileyerek vücudun iskelet yapısını güçlendirir. Bu özelliği ile bir yandan büyümeye yardımcı olduğu için çocuklar, öte yandan da kemik erimesini (osteoporoz) frenlediği için erişkinler, özellikle kadınlar için çok yararlıdır.

EKLEM ENFEKSİYONUNU ÖNLER

İltihap ve kireçlenme, kişide büyük ölçüde ağrı, şişme veya sertleşmeye neden olur. Bu da kişinin hareketlerini önemli oranda kısıtlar. Kahvaltıdan önce alınan bir çorba kaşığı zeytinyağı, bu ağrı ve semptomları azaltır.Giderek şiddeti artan inflamasyonun, çeşitli kronik hastalıklarda anahtar bir rol oynamasından dolayı önem taşımaktadır. Zeytinyağının yapısında bulunan oleocanthal, doğal anti-inflamatuar maddedir.Zeytinyağı, mevcut en güçlü anti-iltihapsal yiyeceklerden biridir. Yapılan araştırmalarda zeytinyağının, eklem hastalığı riskini azalttığı görülmüştür. Bu sonuca etkisi olduğu sanılan oleik asit, iltihaplanmayı kolaylaştıran maddelerin oluşumuna karşı savaşır. Yapılan araştırmalarda, iyi kalite zeytinyağının içinde bulunan kimyasal maddelerin, aynı ağrı kesici gibi etki gösterdiği ortaya çıktı.Vücuttaki tutulmaları azaltmak için, zeytinyağlı masajlar yapılır. Zeytinyağı tortusu, siyatik, mafsal ağrılarına, sürülürse iyi gelir. Zeytinyağı, romatoid artritleri önlemeye yardımcı olur.

KAS KRAMPLARI VE AĞRILARINDA YARARLI

Yapılan bir araştırmada, sızma zeytinyağında, “İbuprofen” adlı ağrı kesicilerde bulunan bir maddeye rastlanmıştır. Genizden geçerken yakıcılık veren madde, İbuprofene benzeyen özelliğe sahiptir. Bresling, düzenli olarak günde 50 gram soğuk presle sıkılmış sızma zeytinyağı kullanımının, günlük olarak tavsiye edilen İbuprofen dozajının %10’una denk ağrı kesici etkisinin bulunduğunu belirtti. Önerilen düzeyde sızma zeytinyağı yemek, migren gibi kronik ağrıların etkilerini de azaltmaktadır. -Aynı miktarda sızma zeytinyağı ile karanfil yağı karıştırılır. Bir havlu sıcak suya batırılıp sıkılır ve kramp olan bölgeye birkaç dakika boyunca bastırılır. Sonra ısınmış olan kas bölgesine hazırlanan karışım sürülür.-Ağrıyan adaleye, zeytinyağıyla biberiye karıştırılıp masaj yapılır.-Zeytinyağı ve birkaç damla sarımsak; eklem, diz ve tüm kemiklere iyi gelir.-Romatizma ağrıları için, dövülmüş kuru defneyapraklarını, zeytinyağı içinde sulandırıp krem haline getirilir, ağrıyan yere bolca sürülür.-Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerde; zeytinyağı sürülür veya 200 gr taze çiçek ve yaprak, 100gr sarıpapatya ile 1 kilo zeytinyağını arada sırada karıştırarak iki saat ‘benmari’ içinde kaynattıktan sonra içindekileri süzüp ağrı veren yerler ovulur.

DERİ YARALANMALARINDA ZEYTİNYAĞI

Kesiklerin üzerine zeytinyağı koyma alışkanlığı çok eski zamanlardan bu yana bilinmektedir. Zeytinyağı, yaraların tedavisinde kullanılan merhemlerin ana maddelerinden birini oluşturmaktadır.Zeytinyağının, polifenol bileşenleri, kozmetik ve ilaç sanayinde deri hasarını önleyici olarak kullanılan geleneksel antioksidanlarla karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, polifenenollerin radikalleri (hücrelere, canlıya zarar verebilen) yok etmede en yüksek etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir. Merhem olarak kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan losyondur.
-Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara, irritasyonve enfeksiyonlara karşı faydalıdır.
– Ağız içindeki yaralarda; zeytin yaprağı çiğnenir. Ağızda çalkalandığında, dişlerin beyaz olmasını sağlar, diş etlerini korur, diş çürümelerini önler.
– Apseli ve akıntılı yaralarda; mürsafi, mesteki, sarısabır, çam sakızı, terebentin, birer tatlı kaşığı alınarak yeteri kadar zeytinyağı ile merhem yapılır, yaraya sürülür.
– Deri yırtılmaları veya kesiklerde; zeytinyağını, arı balmumu, doğranmış soğan ve kuyruk yağı ile karıştırarak yara merhemi olarak kullanılır.
– Düşme, çarpma sonunda oluşan morluklarda; hemen zeytinyağı sürülür.
– Zeytinyağı, kafa derisine sürüldüğünde kepekleri yumuşatarak uzaklaştırılmalarını kolaylaştırır.
– Alerjik çocukların tedavisinde, saç dökülmesinde, çatlamış deri tamirinde; kaynatılmış ve süzülmüş ılık zeytinyağı, doğal bir ilaç görevi görmektedir.
– Keratin proteininin oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.
– Zeytinyağı, yağ asitleri eksikliği nedeniyle oluşan egzamaları azaltır. Eşit miktardaki zeytinyağı, çiğ süt ve su, iyice karıştırılıp, egzamaya sürülür.
– Yaprakları ile taze dalları dövülerek, yara üzerine konulur. Siyatik için de uygulanır.
– Yakıcı ağrılara sebep olan zona cilt hastalığında; önce eşit oranda karıştırılan su ve sirke ile kompres yapıldıktan sonra, zeytinyağı ile masaj yapılır.
– Cildin nemli kalma yeteneğini arttırır. Cilt yanıkları, deride çizik, yara veya enfeksiyon durumunda, üzerine merhem niyetine uygulanabilinir.
– Tıraş köpüğü yerine kullanılabilir.
– Ödem oluşmasını önleyicidir.
– Sivrisinekler ve karasinekler, zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.
– Eğer kene yapışalı bir saatten az olmuşsa, üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatarak öldürülmeye çalışılır. Zeytinyağını 10 ila 15 dakika kadar tutulur, büyük ihtimalle kene düşecektir. Eğer kene, 2 saatten uzun kalmışsa ve düşmemişse mutlaka tıbbi yardıma başvurmalıdır.
– Denizanası ısırıklarında, tedavide zeytinyağı kullanılır. Zeytinyağından bir miktar ısırılan bölgeye sürülür. Yine de hemen tıbbi yardıma başvurulmalıdır. Çünkü denizanası ısırıkları, çeşitli tehlikeli komplikasyonlara yol açabilir.
– Soğuktan donmaya karşı; 3O’ar gr zeytinyağı, nane yağı ve amonyağı karıştırılır. Söz konusu bölgeye ovarak yedirilir.
– Zeytinyağı, cildi radyasyondan korur.
– Ağrılı güneş yanıklarında, kızarmış deri, zeytinyağı ile ovularak rahatlatılır. Güneşte aşırı kalma sonucu yıpranan cilt zeytinyağı ile onarılabilinir.

ZEYTİNYAĞININ BİYOLOJİK DEĞERİ

Yağ, özellikle eritrositler ve lenfositler için gereklidir. E vitamini, kalp kası ve hormonal salgılar üzerinde çok önemli etki yapar. Kısır ailelere, uzun yıllar E vitamini kürleri uygulanırdı.Zeytinyağı, antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar. Zeytin ağacının; dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağı da yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir. Doğal bir ilaçtır. Eski zamanlardan bu yana insanlar, zeytinyağını, tedavi, dinsel törenler ve günlük güzellik bakımları için kullanmışlardır. Hipokrat, ülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmek için zeytinyağını, psikolojik bozukluğu olan hastalara, taze yeşil zeytin önerirdi.

NEDEN ZEYTİNYAĞI ?

Kalbinizi koruyor, kolesterolünüzü dengeliyor, mide rahatsızlıklarına engel oluyor, saçlarınızı güçlendiriyor… Kısacası size sağlık aşılıyor. Üstelik güzel kokusunu ve lezzetini de esirgemiyor.

ZEYTİNYAĞI NASIL MUHAFAZA EDİLMELİDİR ?

Zeytinyağı doğrudan güneş ışığı görmeyen serin yerlerde saklanmalıdır. Saklama için en uygun sıcaklık derecesi 14-15° C’dir. Zeytinyağı her türlü kokuyu çekip, içine aldığı için koku olmayan yerlerde ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir. Zeytinyağı renkli cam şişelerde, renkli camlı damacanalarda ve içi laklı teneke kutularda dolu olarak saklanmalıdır. Plastik bidonlar, kalaysız teneke veya sac kaplar uygun değildir. Ağzı açık olarak uzunca bir süre hava ile temas eden zeytinyağı bozulmaya başlar ve asitlik derecesi yükselir. Usulüne uygun olarak saklanan natürel zeytinyağları özelliklerini kaybetmeden 2 yıl, riviera ve rafine zeytinyağları 1,5 yıl dayanırlar.

MEYVE SUYU MU ?

Zeytinyağı, zeytin meyvesinin sıkılması ile elde edilen bir meyve suyu ve doğrudan tüketilebilen tek sağlıklı yağdır..

ZEYTİNYAĞI NE KADAR KOLESTEROL İÇERİR?

Zeytinyağlarının hiçbir çeşidinde kolesterol yoktur.

ZEYTİNYAĞI DONARMI ?

Saf zeytinyağı +4 – 5°C’de donmaya başlar. Bu özellik, zeytinyağının kalite ve saflığının göstergesidir. Eğer donmuyorsa içinde herhangi bir rafine yağ karışımı var mı diye şüphe etmek gerekir. Diğer bir yandan donan zeytinyağı, oda sıcaklığında eski haline gelir ve kalitesinde hiç bir kayıp yaşanmaz.

SIZMA ZEYTİNYAĞLAR RİVİERA YAĞLARA GÖRE NEDEN PAHALI ?

Sızma düşük asitli (maksimum %0,8 asit), üstün tat ve kokuya sahip en makbul zeytinyağı türüdür. Zeytinin toplanmasından, üretimine ve saklama koşullarına kadar özel çaba gerektirir, tabi ki bunun neticesi ilave maliyetler gerektiren bir üründür.